İkili Keşfet
İsim Çiftlerini Keşfet
Yükleniyor…
Tüm isim çiftlerini cinsiyet, köken, tarz ve karakter bazında filtreleyerek inceleyin.
Peygamberliğinden önce Mekkelilerin verdiği sanı taşır.
İstiklal Marşı'nın ödülünü almayı reddeden şairin adıdır.
Bir şehir, ikinci yarısının türbesi çevresinde büyümüştür.
Mezarını bir düzine kasaba birden sahiplenir.
Mısır'ın son kralının da adıdır.
Bir çocuğa iki kardeşin adı birden verilir.
Kur'an'ın 'müminlerin anneleri' dediği kadınlardan birini anar.
Bir kişinin tam adıdır, iki ad değil.
Peygamberin çevresinde üç ayrı Zeynep vardır.
Peygamberin altı yaşındayken kaybettiği annesini anar.
Peygamberin hiç görmediği babasının adını taşır.
Batılı sanılan yarısı, aslında bir Kur'an sözcüğüdür.
İkinci yarısını bir okul öğretmeni vermiştir.
Mısır'ı bir yüzyıl yöneten hanedanı kuran adı taşır.
Kur'an'ın kendine verdiği adlardan birini taşır.
Ortaçağdan gelip 1990'larda zirveye çıkan bir adı taşır.
Şanlıurfa'daki bir gölün efsanesini çağırır.
Yusuf, kıssada tam da ikinci yarının işini üstlenir.
Son on yılın en çok verilen erkek adını taşır.
Köy Enstitülerini kuran bakanın adını taşır.
Bir gömleğin kör gözü açtığı kıssayı çağırır.
Handan da yukarıdaki unvanı taşır.
İkinci yarısı, kuşağının en hızlı yükselen adıdır.
İkinci yarısı, unvandan ada geçişini yakın zamanda yapmıştır.
İkisi de güneydoğudan yayılmış adlardır.
Türk denizcisinin rüzgâr gülünden bir ad taşır.
Elif, neredeyse hep başta durur.
Türkiye'nin en istikrarlı kadın adını, ışıkla eşler.
Karşılık anlamlı yeni bir adı, ışıkla eşler.
Bir elinde ateş, öbüründe su taşıyan sufinin adıdır.
İki yarısı da alabildiğine kısadır.
Namazın açılış duasının adını taşır.
Adı, doğrudan 'adlar' demektir.
Mevlitte serpilen kokunun çiçeğini taşır.
Kendi tekiliyle aynı kökten gelmeyen bir çoğulu taşır.
Bir oyuncunun tanıttığı yeni Türkçe adı taşır.
İlk yarısının kökeni tartışmalıdır.
Periyi babası olan ırmakla yeniden buluşturur.
İlk yarısı bir yelkenli parçasının adıdır.
Bir denizi ve onu dolduran şeyi birlikte anar.
İkinci yarısı, Cumhuriyet'le birlikte yaygınlaşmıştır.
Osmanlı hanedanının kendi adını andırır.
Bir sahabe adını, Osmanlı sarayının kadın unvanıyla eşler.
En çok hadis aktaran kadının adını taşır.
Tarihin ayırdığı iki kadını tek çocukta buluşturur.
Kadın bileşiklerinin en işlek iki ilk adı yan yana gelir.
Aynı iki ad ters sırayla da verilir.
Bir harf adını, divan şiirinin gülüyle eşler.
Bir yönetim unvanını, köklü bir adla eşler.
Osmanlı padişahları da bu unvanı adlarının sonuna eklerdi.
İkinci yarısının yazımı, düşen bir sesin izidir.
İki yarısı da aynı şeyi, ışığı söyler.
Bir dizinin tanıttığı adı, divan şiirinin gülüyle eşler.
Peygamberin kızının adını, saray unvanıyla eşler.
İslam'ı ilk kabul eden kişinin adını taşır.
Biri yaşarken peygamberin başka eşi olmamıştır.
İkinci yarısı, ezandaki sözcüğün dişil biçimidir.
Peygamberin işvereni olan kadının adını, gülle eşler.
Türkçede bir bereket deyiminin adıdır.
Kâbe'yi yükselten peygamberin adını, bir yönetim unvanıyla eşler.
Peygamberin sıfatını, oğlunun adıyla eşler.
İkinci yarısı, Türk dillerinde bir sevgi ekidir.
Doğmadan adanmış bir çocuğun adını taşır.
Kur'an'ın adıyla andığı tek kadını, gülle eşler.
Saflıkla aynı kökten gelen adı, bir unvanla eşler.
İkinci yarısı Kur'an'da geçmeyen bir sıfattır.
Künhü'l-Ahbâr'ı yazan tarihçinin adını birebir taşır.
Kur'an'da adı verilmeden anlatılan bir bilgiyi çağırır.
Doğruyu yanlıştan ayıran lakabı taşır.
Hicrî takvimi başlatan halifenin adını taşır.
İkinci yarısı, imrenmek fiiliyle aynı kökten gelir.
Kur'an'ın baştan sona tek bir hikâye anlattığı sureyi çağırır.
Güzelliği ölçü sayılan peygamberin adını taşır.
Furkan'ın yalnızca Kur'an'ı anlatmadığını gösterir.
Bir cami yaptıran sultanın adını taşır.
Peygamberin en büyük kızının adını taşır.
Süs anlamlı bir adı, divan şiirinin gülüyle eşler.
Kerbelâ'dan sonra sarayda konuşan kadının adını taşır.
Kur'an'ın ışık ayetini çağıran bir yarısı vardır.
Kur'an'ın 'çok doğru' dediği kadının adını taşır.
Bir şairin mahlasının arkasındaki gerçek adıdır.
Osmanlı'nın ilk medenî kanununu hazırlayanın adıdır.
Garip'i kuran üç şairden birinin adıdır.
Şiiri konuşma diline indiren şairin adıdır.
Garip'i kurup sonra ondan ayrılan şairin adıdır.
Türkçe yaşam dileğiyle klasik olgunluk kalitesini birleştiren dünya yazar imzası.
Adı, şiir yazan kişi demektir.
Yedi Meşale'nin şairlerinden birinin adıdır.
Türk epik tiyatrosunun kurucu oyununu yazanın adıdır.
Kurtuluş anlamlı bir adı, seçilmişlikle eşler.
Boğaz'a bakan evini kendi tasarlayan şairin adıdır.
İkinci yarısı, Orhun yazıtlarındaki bir hükümdar sanıdır.
İki yarısı da Allah'ın sıfatlarına bağlanır.
Hikâyeleri kuşaklarca ders kitabından okunmuştur.
Kur'an, kurban edilecek oğlun adını vermez.
İkinci yarısının öbür adı, bir halka adını vermiştir.
İkinci yarısı, kuşların dilini bilen hükümdardır.
İkinci yarısı Kur'an'da adıyla geçmez.
Balığın karnından çıkan peygamberin adını taşır.
Bir soy zincirinin iki ucunu yan yana koyar.
Kur'an'da bir kadının adını taşıyan tek sure vardır.
Kur'an'a göre adaşı olmayan bir peygamberin adını taşır.
Kalemle yazmayı ilk öğrenen peygamberi anar.
Bir hadiste en sevilen ad olarak anılanı taşır.
Kur'an'da biri dört, öbürü bir kez geçer.
Sonradan kazanılmış bir lakabı, doğuştan gelen adla eşler.
Peygamberler dizisinin sonuncusunu, bir başkasıyla eşler.
Bir dağı delen âşığın adını taşır.
Sonu yangınla biten bir halk hikâyesini taşır.
Miras hükümlerini taşıyan surenin adını taşır.
Bir klasik mesnevînin kadın kahramanını çağırır.
Kur'an'da anlatılan bir evliliğe dokunur.
Harflerle açılan bir sureyi, harf adıyla buluşturur.
Sure adından gelen adlar ailesinin örneğidir.
İlk yarısı, Alevî geleneğinde bir hitap biçimidir.
İlk yarısı, Alevî-Bektaşî töreninin de adıdır.
Ermek fiilinden gelen bir adı, yücelikle eşler.
Amiral sözcüğünün atasını, bir ayette geçen adla eşler.
Türkçede kendi zıddıyla birlikte yaşayan bir sözcüğü taşır.
Can'ın başa geçtiği az sayıdaki bileşikten biridir.
İkinci yarısı yüzlerce tepeye ve mahalleye adını vermiştir.
Bütün bir ad ailesini kuran dilbilgisi kalıbından gelir.
Türk şiirinde bu adı taşıyan bir şair vardır.
Yüzyıl önce ad olarak kullanılmayan bir sözcüğü taşır.
Gündelik Arapçadan gelen yeni bir adı, ışıkla eşler.
Kadın bileşiklerinin en işlek ilk adını, yeni bir doğa adıyla eşler.
Bir ada sözcüğünü, defneye dönüşen perinin adıyla eşler.
Birbirini tanımlayan iki sözcüğü yan yana koyar.
İkinci yarısı Hatay'da bir ilçenin de adıdır.
Sık karıştırıldığı Asiye ile aynı ad değildir.
Bir doğa sözcüğünü, divan şiirinin temel kavramlarından biriyle eşler.
Bir harf adını, doğunun kendisi anlamına gelen kıta adıyla eşler.
Naz'ın öne geçtiği az sayıdaki bileşikten biridir.
En yaygın sevgi sözcüğünü, en kısa doğa adıyla eşler.
Aynı maddeyi iki ölçekte adlandırır.
Türkçenin en çok bileşik kuran adını, en kısa adlarından biriyle eşler.
Türkçede denizlerin adı renklerle yön bildirir.
Hükümdar sanıyken ada dönüşmüş bir sözcüğü taşır.
İki yarısı birlikte yağmur ve su demektir.
Bir denizle, denize varmayan bir ırmağı eşler.
İstanbul'u tanımlayan iki rüzgârdan birini taşır.
Türkçenin en eski sözcüklerinden birini, Farsça bir alıntıyla birleştirir.
Bir dönem 'kültür' karşılığı önerilmiş sözcüğü taşır.
Türkçenin en eski dileklerinden birini çağırır.
Kur'an'da hep birlikte anılan iki kardeş peygamberin adını buluşturur.
Ehl-i Beyt sevgisinin ve Kerbela'nın iki adını bir araya getirir.
Türk romanının sevilen kalemi Reşat Nuri'yi çağrıştıran aydınlık bir eşleşme.
Yüceliği can sıcaklığıyla buluşturan, sevilen bir erkek adı.
Kur'an'dan klasik edebiyata uzanan, aşkın ilahi aşka dönüşümünü anlatan ünlü çift.
Hz. Peygamber'in iki sıfatını, övülmüşlüğü ve seçilmişliği bir araya getirir.
Dünyanın tanıdığı bir boksörün adını taşır.
Hz. Peygamber'in 'güvenilir' lakabını adında taşıyan klasik bileşim.
Osmanlı padişahı Yavuz Sultan Selim'i çağrıştıran güçlü bir tarihsel ikili.
Hem Safevî hükümdarını hem 'Hatâî' mahlaslı şairi çağrıştıran tarihsel-edebî ikili.
İkinci yarısı, bir hadiste tanımlanan kavramdır.
Osmanlı vezirlerine verilen övgü sanını taşır.
Bir kasabaya adını veren dervişin sanını taşır.
Dünyanın en çok verilen adını, bir unvanla eşler.
İki peygamber adını, Hz. Muhammed ile Hz. Yusuf'u bir araya getirir.
Uhud'da elini siper eden sahabenin adını taşır.
Sahabenin en uzun yaşayanlarından birinin adını taşır.
Peygamberi büyüten kadının adını taşıyan yarısı vardır.
Doğum gününden ad alma âdetini sürdürür.
Gül'ün erkek adı olduğu az sayıdaki bileşikten biri.
Yanarak biten bir halk hikâyesinin kahramanını çağırır.
Yemen'i adlandıran kökten gelen adı, yücelikle eşler.
İkinci yarısı, bir surenin adıyla aynı kökten gelir.
Kuvâ-yi Milliye komutanının adını birebir taşır.
Övgü anlamlı bir adı, dokuz zamanlı bir oyunun adamıyla eşler.
Saygıdan doğan bir söyleyişi, bir unvanla eşler.
İki yarısı, aynı sözün iki yarısıdır.
Ad kazanmanın bir başarıya bağlı olduğu geleneği çağırır.
At donundan gelen bir sözcüğü, Ege yiğidiyle eşler.
Musa'nın beyaz eline bağlanan bir sözcüğü taşır.
Vahyin ilk buyruğunu, ışık anlamlı bir adla eşler.
Bitişik yazılan yeni bir ad kalıbının örneğidir.
İkisi de 2000 sonrası yeni bir dalgadandır.
Kur'an'daki bal ırmaklarını çağıran bir yarısı vardır.
Medine'deki bahçeyi, ışık anlamlı bir adla eşler.
Vahyin indiği mağarayı, dağının adıyla buluşturur.
Bolluk anlamlı bir adı, ışık anlamlı bir adla eşler.
İki ayrı geleneğin aynı kadına verdiği sıfatı taşır.
İslam ile aynı kökten gelen adı, ışıkla eşler.
Aynı çiçeği iki ayrı anında adlandırır.
İlk yarısı, İngilizcedeki jasmine ile aynı sözcüktür.
Hz. Fatıma'yı ve onun iffet lakabını adında birleştirir.
Doğum sırasını kaydeden bir adı taşır.
Yalnızca göz için kullanılan bir renk adını taşır.
Su ile biten kız adları dalgasının örneğidir.
Ergenekon efsanesinin madenini, can sözcüğüyle eşler.
Bir denizin adını, en yaygın sevgi sözcüğüyle eşler.
Bir dizinin yaygınlaştırdığı adı, can sözcüğüyle eşler.
Bir kuzey rüzgârının adını, can sözcüğüyle eşler.
Üç ülkeye sınır olan bir ırmağın adını taşır.
Hun devletini kuran hükümdarın adını taşır.
Bileşiği, Türkçede kendi başına bir sözcüktür.
Övülmüş bir adı, dürüstlükle anılan bir peygamberin adına bağlar.
Peygamberin adını, doğruyu yanlıştan ayıran ölçünün adıyla buluşturur.
Peygamberin adıyla, ona ait olan göğe yükseliş gecesini bir araya getirir.
Peygamberin adını, onun yanında savaşan amcasının adıyla birleştirir.
İstanbul'u alan padişahın anıldığı sırayla, unvan önce adı sonra.
Peygamberin iki adını, biri sıfat biri sure adı olarak yan yana koyar.
Köklü bir dinî adı, sözünde durmayı anlatan kısa bir adla dengeler.
Arapça kökenli klasik bir adı, Türkçe bir dostluk sözcüğüyle buluşturur.
Peygamberin adını, bağışlanma gecesinin adıyla bir araya getirir.
Arapça kökenli köklü bir adı, Türk coğrafyasını anlatan bir adla eşler.
İslam'ın ilk yıllarının iki yiğit adını yan yana getirir.
Övülmüşlüğü, insana yakın durmayı anlatan bir adla eşler.
Yücelik ile, kökeni 'ölümlü insan'a çıkan bir yiğitlik sözcüğünü buluşturur.
Peygamberin adını, Miraç gecesinde bindiği bineğin adıyla eşler.
Köklü bir dinî adı, hız ve parlaklık çağrıştıran modern bir adla eşler.
Bir devlet unvanını, peygamber adıyla aynı çocukta toplar.
Peygamberin adını, geleneğin ona hitap saydığı sure adıyla birleştirir.
Hz. Fatıma'nın iki sıfatını tek bir kadın adında buluşturur.
Peygamberin sıfatını, ona on yıl hizmet edenin adıyla birleştirir.
Anadolu'nun en köklü kadın adını, iffet anlamlı bir sıfatla eşler.
Mehmet'le aynı kökten gelen adı, Türkçe bir dostluk sözcüğüyle eşler.
Peygamber adını, sözünde durmayı anlatan kısa bir adla dengeler.
Seçkinlik anlamlı adı, derviş unvanından gelme bir adla eşler.
Peygamber adını, 'insan' ile aynı kökten gelen bir adla birleştirir.
Köklü bir adı, hükümdar asasını anlatan kısa bir Türkçe adla eşler.
Peygamberin adını, torununun adıyla bir araya getirir.
Değerli taş anlamlı bir adı, iffet anlamlı bir sıfatla eşler.
Köklü bir dinî adı, Türkçe bir dostluk sözcüğüyle yumuşatır.
Köklü bir adın yanına, çocuk yaşasın diye konan bir dilek adı ekler.
En köklü kadın adını, nurdan yaratılmış varlığın adıyla eşler.
Övülmüşlüğü, beş padişahın taşıdığı bir dilek sözcüğüyle eşler.
Bir kuşağı birden çağıran adı, kısa bir nitelik sözcüğüyle eşler.
Köklü bir adı, hem asa hem ırmak adı olan kısa bir Türkçe adla eşler.
Yücelik anlamlı adı, hem bir dilek hem bir nehir olan adla birleştirir.
İki övgü sıfatını yan yana koyar: övülmeye layık ve dürüst.
Övgü anlamlı bir adı, bir hakkı belgeleyen sözcükle eşler.
Kardeşinin adıyla dilde de akraba olan adı, kısa bir nitelikle eşler.
Peygamberin adını, büyük torununun adıyla bir araya getirir.
Bir ayette müjdelenen adı, sözünde durmayı anlatan bir adla eşler.
Anadolu'nun en eski adlarından birini, 2000'lerin adıyla eşler.
Peygamberin adını, Türkçenin en sade soyut adlarından biriyle eşler.
Yücelik anlamlı bir adı, bir ırmağın adıyla bir araya getirir.
Dört halifeden ikisinin adını tek bir adda birleştirir.
İki yarısı da aynı kuşakta yükselmiş yeni bir eşleşme.
Köklü bir adın yanına, iyilik getireceğine inanılan bir sözcük koyar.
Kerbelâ ile anılan adı, yiğitlik anlamlı kısa bir adla eşler.
Alfabenin ilk harfini, bereket sayılan yağmurla bir araya getirir.
İkinci halifenin adını, Uhud şehidinin adıyla birleştirir.
Göğe yükseliş gecesinin adını öne alır, yüceliği arkasına koyar.
Türkçe bir soyut adı öne alır, köklü Arapça adı arkasına koyar.
Peygamber'in on yıl yanında duran çocuğun adını taşır.
Türkçeleşmiş bir peygamber adını, insan sözcüğüyle aynı kökten gelen bir adla birleştirir.
İki yarısı da dostluğu anlatır: biri Allah'ın dostu sıfatını, öteki yakınlık kökünü taşır.
Kulluğu bildiren bir adı, yakınlığı bildiren bir adla tamamlar.
Aynı iki adın ters sırayla da kullanıldığı ender bileşiklerden biri.
Yüceliği yakınlıkla dengeler: biri yukarıyı, öteki yanı yanı anlatır.
Duanın işitilmesini anlatan bir adı, ısınmayı anlatan bir adla birleştirir.
İki küçültmeli adın buluşması: biri 'güzelcik', öteki yakınlık.
Kökü Türkçede fark, tefrik ve firkat sözcüklerine uzanan bir adı taşır.
Bedir gününe Kur'an'ın verdiği adla aynı sözcüğü taşır.
Hz. Ömer'in Fâruk lakabı ile Furkan aynı kökten gelir.
Seçmeyi anlatan bir adı, ayırmayı anlatan bir adla buluşturur.
Furkan suresinin kul tarifiyle anılan, kısa ve dengeli bir eşleşme.
Furkan Enes ile aynı iki addan kurulu, sırası değişmiş ikinci bileşik.
Kur'an'da imanla birlikte en sık tekrarlanan tamlamayı taşır.
Şenlendirmeyi anlatan bir kökle, onarmayı anlatan bir kökü buluşturur.
Semud'a gönderilen peygamberin ve devesinin kıssasını çağırır.
Osmanlı resmî diline yerleşmiş bir kökün adıdır: salahiyet, ıslahat, maslahat.
Yusuf suresinin son duası, tam olarak bu iki sözcüğü yan yana getirir.
Emre adını Anadolu'ya yerleştiren, Yunus'un şeyhi Taptuk Emre'yi çağırır.
Anadolu'da bir seslenme sözü olan emrem, buradan ada dönüşmüştür.
İki yumuşak sesli adın buluşması; ikisi de sert ünsüzle bitmez.
Adanalı şair İsmail Emre'nin tam adıdır; şiirlerine Doğuşlar derdi.
Türkiye'deki adlandırmanın en eski ve en yeni katmanlarını yan yana koyar.
Miraç anlatısında Hz. Yusuf, üçüncü kat gökte karşılaşılan peygamberdir.
İsrâ suresinin açılış ayeti, iki mescit arasındaki yolculuğu bildirir.
Süleyman Çelebi'nin Mevlid'inde miraç, ayrı bir bölüm olarak okunur.
Adın yayılmasında, Recep ayının yirmi yedinci gecesinin payı büyüktür.
Gelenekte beş vakit namaz, bu gecede farz kılınmış sayılır.
Bir harfle bir parlaklığı birleştirir: alfabenin ilki ve Zehra sıfatı.
Burak'ın kökü şimşektir; ad, hızı ve parlaklığı birlikte taşır.
Miraç anlatısında Burak, adımını gözünün eriştiği yere atan binektir.
Kudüs'teki duvarın Arapça adı, bu bineğin adından gelir.
Dinî kökenli olduğu hâlde modern algılanan az sayıdaki addan biri.
İki adın da kökü Türkçeye sözcük vermiş, ama biri yalnız ad olarak kalmış.
Arda'nın kökeni üç ayrı yola çıkar ve hiçbiri kesin değildir.
Aynı adı taşıyan nehir, Bulgaristan'dan doğup Edirne'de Meriç'e karışır.
Sözlükteki karşılığı bir nesnedir: uzun direk, büyük kargı.
Avesta'daki arta, doğruluk demektir ve eski Fars adlarında sık geçer.
2000'lerde kısa Türkçe adlar dalgasının en çok yayılan üyelerinden.
Şaban ayının on beşinci gecesi, adın yayılmasındaki asıl neden.
Osmanlı'da berat, bir görevin ya da hakkın padişah belgesiydi.
Mahkeme kararlarındaki beraat sözcüğü, bu adla aynı kökten gelir.
Berat, 2012'de Türkiye'de en çok verilen erkek adı oldu.
Tek bir sözcük üç ayrı dünyada karşılık bulur: takvim, devlet ve mahkeme.
İki yiğitlik adı yan yana: Uhud'un şehidi ile Hayber'in fatihi.
En yeni adlardan biri, en eski adlardan biriyle dengeleniyor.
Anadolu'da çoğu zaman bitişik yazılır: Muratali.
Ali, Türkçede ikinci sırada durmayı en iyi beceren addır.
Dört halifenin üçüncüsü ile dördüncüsünün adları yan yana.
Fatih Sultan Mehmed'in adı zaten Mehmed'di; bileşik onun tam unvanıdır.
Kökü açmaktır: Fatiha, miftah, fetih ve müftü aynı aileden gelir.
Fetih sözcüğünün asıl anlamı savaşmak değil, açmaktır.
Kudüs'ün 638'de teslim alınışı, Hz. Ömer dönemine düşer.
Onur, dil devriminin türettiği kavram adlarındandır.
Türkçenin en eski ad katmanıyla en yeni katmanı aynı satırda.
Bir Arapça klasikle bir öz Türkçe türetmenin 1970'lerdeki buluşması.
Sözcüğün Fransızca honneur ile benzerliği tartışma konusudur.
Hakan, Orhun yazıtlarındaki kağan unvanının sonraki biçimidir.
Anadolu'da yağmur, kıtlık yıllarında dua ile istenen şeydir.
Anlamı hâlâ gündelik dilde canlı olan az sayıdaki addan biri.
Dinî bir adın yanına dünyevi bir erdemin eklendiği eşleşme.
Kurban kıssasında Hz. İsmail'in verdiği söz, mertliğin klasik tarifidir.
Tek heceli erkek adları, 1990'larda ayrı bir moda olarak yayıldı.
Kur'an, sütunlu İrem'i Âd kavmiyle birlikte anar.
Divan şiirinde İrem bağı, yeryüzündeki cennetin adıdır.
İrem, Arap anlatılarında çölde kaybolmuş bir şehir olarak da aranır.
Ünlüyle başlayan kısa kız adları, 1990'larda hızla yayıldı.
Tâhâ suresinde Hz. Musa'ya gösterilenler, en büyük ayetler diye anılır.
Arapçada üstünlük kalıbının dişil biçimi: ekber-kübra, asgar-suğra.
Osmanlı mantık derslerinde kübra, kıyasın büyük önermesiydi.
Müjde ile insan sözcüğü Arapçada aynı kökten gelir.
Aynı kavram üç dilde üç ayrı sözcükle yaşar: büşra, müjde, muştu.
Hz. Hatice, ilk vahyin ardından gelen ilk güven veren sestir.
Kur'an'da adıyla anılan tek kadın Meryem'dir ve bir sure onun adını taşır.
Kendi ticaretini yürüten bir tüccarın adı, dünyadan el çekmeyi anlatan bir sıfatla.
Müzzemmil suresindeki tebettül, adın kökünden türeyen bir emirdir.
Anadolu'da Sultan, hanedan dışında bir sevgi eki gibi kullanılır.
Osmanlı hanedanında iki Esma Sultan vardır: Büyük ve Küçük.
Hamzanâme anlatıları, meddah geleneğinin en uzun soluklu metniydi.
Arapçada aslanın çok sayıda adı vardır ve çoğu Türkçede kişi adı olmuştur.
Hz. Hamza, Peygamber'in hem amcası hem süt kardeşiydi.
Adın kendisi bir dilektir: istenen şeyi adlandırır.
Fırat'ın doğu kolu, Ağrı'dan doğan Murat Nehri'dir.
IV. Murad, Bağdat'ı 1638'de alarak sefere bizzat çıkan son padişahlardan oldu.
Namık Kemal'in doğduğunda konan adı buydu: Mehmed Kemal.
Kökü Türkçeye mükemmel, kâmil, tekmil ve ikmal olarak geçmiştir.
Yasin suresi, Anadolu'da ölümün yanı başında okunan metindir.
Kur'an'daki kesik harflerden ad olan iki örnekten biri; öteki Tâhâ.
Deniz, Türkiye'nin hem kıza hem erkeğe verilen en yaygın adıdır.
Hz. Ömer'in Müslüman oluşu, bir sure sayfasını okumasıyla anlatılır.
Emîrü'l-mü'minîn unvanını ilk kullanan halife Hz. Ömer'dir.
Ömer adı Kur'an'da geçmez; yaygınlığını bütünüyle tek bir kişiye borçludur.
Yedi bolluk, yedi kıtlık yılı: kıssanın merkezinde bir rüya yorumu vardır.
Aynı ad üç dinde üç ayrı sesle yaşar: Yosef, Yûsuf, Joseph.
Kıssada bir gömlek üç kez döner ve her seferinde bir şey kanıtlar.
Peygamber'in sıfatlarının çoğu Türkiye'de ayrı birer ada dönüşmüştür.
Türkçe çift adlarda kısa olan hemen her zaman öne geçer.
Kadir Gecesi, Kur'an'ın kendi deyişiyle bin aydan hayırlıdır.
Kudret ile kader aynı kökten gelir: ikisi de bir ölçüyü anlatır.
Arapçada dostluğun dereceleri ayrı sözcüklerle anılır; halil en yakınıdır.
Türkçede sofra bereketi, doğrudan bu adla anılır: Halil İbrahim bereketi.
Üç dinin ortak atası sayıldığı için bu dinlere onun adı verilir.
Putları kırdıktan sonra baltayı en büyüğünün boynuna asar.
Hz. Osman'ın Zinnûreyn lakabı, iki nur sahibi demektir.
Aynı ad Sudan'dan Pakistan'a kadar Osman, Usman ve Othman olarak yaşar.
Eski Türkçede uğur, zaman ve fırsat anlamına geliyordu.
Yolcuya söylenen uğurlar olsun, aynı sözcüğün fiil hâlidir.
Umut ile ümit aynı şeyi söyler ama iki ayrı dilden gelir.
Sözcük deyimlerde canlıdır: umut kesilir, bağlanır, son umut olunur.
Anadolu adı kısaltarak sever: Hüso, Hüsen, Hüseyingil.
Fırat'ın Arapça adı tatlı su demektir ve Kur'an'da bu sözcük geçer.
Kur'an'da adı en çok anılan peygamber Hz. Musa'dır.
Aynı sözcük Türkçede iki ayrı hayat sürer: sağlam olan ve yazılı olan.
Hz. Hasan hilafeti bırakınca o yıl birlik yılı diye anıldı.
Hz. Peygamber'in tam adı budur: Muhammed bin Abdullah.
Kur'an'da annesinin adıyla anılan tek peygamber odur.
Türkçede barış, tek başına olunacak bir şey değildir: fiili işteştir.
Geniş zaman kipinden kurulmuş adlar Türkçeye özgü bir takımdır.
Oğlunun ardından ağlaya ağlaya gözleri görmez olur.
Hac ziyaretinde yürünen iki tepeden birinin adını taşır.
İlk kadının adı, Kur'an'da geçmeyen ama gelenekte yerleşen biçimiyle.
İki iyi haber yan yana: müjde ve ışık.
Hz. Hatice'nin sıfatı olan 'el-Kübrâ'yı çağırır.
Fecr suresinde adı geçen efsanevi bahçeyi anar.
İki yarısı da ışık demek: biri parlayan, öteki ışığın kendisi.
Bahçe ile suyu yan yana koyar — biri olmadan öteki olmaz.
İlk harf ile Kur'an'ın dördüncü suresini yan yana getirir.
Hızı ışıkla eşleştiren bir bileşim.
Yazının ilk harfi ile övgü sözcüğünü birleştirir.
İki yarısı da inceliği anlatır, biri harfle biri bakışla.
Hz. Peygamber'in annesinin adını taşır.
Mücevher ile övgüyü aynı ada toplar.
En köklü kadın adına en yumuşak eki takar.
Mücevherin sertliğini nazın yumuşaklığıyla dengeler.
Kur'an'ın kadınlar suresini ikinci öğe olarak taşır.
Basralı mutasavvıf Râbia'yı çağıran bir ad.
Divan şiirinin bakışı ile ışığı yan yana getirir.
Meleklerin nurdan yaratıldığı inancını adın içine alır.
Köklü bir ada Türkçenin en kısa sözcüğünü ekler.
Huzurla övgüyü aynı adda toplar.
Cennet ağacının adını ışıkla birleştirir.
Peygamber soyuna verilen şerif unvanının dişil biçimi.
Hz. Fatıma'nın adına övgü sözcüğünü ekler.
İki yarısı da İslam geleneğinin kadın adlandırmasından gelir.
Göksel bir varlığa yeryüzüne ait bir tavır ekler.
En köklü ada en yeni eki takan bileşimlerden.
Bahçe ile nazı birleştiren, iki heceli yumuşak bir ad.
Kur'an'ın kadınlar suresini köklü bir adın yanına koyar.
Anadolu'nun gül ekli adlarından biri.
Kutsal tepenin adına Anadolu'nun gül ekini takar.
Yusuf kıssasının kadını — adı Kur'an'da geçmez, edebiyatta geçer.
Türkçe bir doğa adını Kur'an'ın kadınlar suresiyle eşler.
Gece ile ışığı aynı ada koyan karşıtlık.
Kur'an'ın tek bir sureye sığdırdığı kıssanın adını taşır.
En Arapça adla en Ege adını aynı satıra koyar.
Dört heceyi geçmeyen, en kısa erkek ikililerinden.
Peygamber adına Batı Anadolu'nun yiğitlik unvanını ekler.
Arapça bir ada Farsçanın en sıcak sözcüğünü takar.
Osmanlı'da vezir demek olan bir sözcüğü ikinci öğe yapar.
İki yarısı da Arapçadan gelen, yönetici çağrışımlı bir ad.
Üç dinin ortak atasının adına Ege unvanı eklenir.
Hayat anlamındaki adı yiğitlik unvanıyla eşler.
Hayat ile ruhu aynı adda toplar.
Güzellik ile ruhu birleştiren eski bir eşleşme.
Kulağa tümüyle Türkçe gelen bir bileşim.
Ad mı, hitap mı — ikisi de doğru okunabilir.
Uğur bildiren bir sözcüğü ikinci öğe yapar.
İki yarısı da İbranice kökenli, seyrek bir eşleşme.
Halk söyleyişindeki biçimiyle yazılan bir bileşik.
Osmanlı'nın vezir sözcüğüyle kurulan klasik bir ikili.
Aynı adın Muhammed'li biçimiyle birlikte iki ayrı kayıt oluşturur.
Canlılık ile uğuru yan yana koyar.
Uzun bir peygamber adını tek heceyle dengeler.
Hz. Ömer'in 'el-Fârûk' sıfatını ikinci öğe olarak taşır.
Türkçe bir yiğitlik sözcüğüne Arapça bir uğur diler.
İstiklal Marşı'nın şairini çağrıştıran bir eşleşme.
Güzellik ile önderliği aynı adda toplar.
Yiğitlik ile vezirliği, güç ile aklı eşler.
Beş heceli, tümüyle Arapça kurulmuş bir ad.
Son on yılın iki yükselen adını tek başlıkta toplar.
Peygamberliğinden önce 'el-Emîn' denen sıfatı taşır.
İki yarısı da Türkçe olan seyrek bileşiklerden.
Anadolu'nun Fatma söyleyişini nüfus kaydına taşıyan bileşim.
Kökü çiçek açmaya bağlanan bir sıfat, tavır bildiren bir ekle birleşir.
İslam kaynaklarında el-Betül hem Hz. Meryem'in hem Hz. Fatıma'nın sıfatıdır.
İki yarısı Kur'an'da aynı surede buluşur: Nisâ suresinde Meryem'in adı geçer.
Fârûk ile Furkan aynı kökten gelir: ayırmak.
Adını bir kadından alan tek sure onunkidir.
İlk yarısının kökü Türkçeye ömür, imar ve umre sözcüklerini vermiştir.
Adı bir sureye verilen az sayıdaki peygamberden.
Türkçedeki 'Halil İbrahim sofrası' sözü adını bu peygamberden alır.
Mekke'de kendi ticaretini yürüten bir tüccarın adı, yeni bir ekle birlikte.
Arapça Fâtıma, Türkçede orta hecesini yitirerek bugünkü biçimini almıştır.
Meleklere inanmak imanın şartlarındandır; ad doğrudan oradan gelir.
Halifelik iddiasından vazgeçip anlaşmayı seçen torunun adı.
Esmâ-i Hüsnâ, Allah'ın güzel adları demektir; ad çağrışımını oradan alır.
Hanîf, Kur'an'da Hz. İbrahim için kullanılan sıfattır.
Âişe, Arapça yaşamak kökünden gelir; geçim anlamındaki maişet de oradandır.
Nisâ suresi miras paylarından ve yetim haklarından söz eden hükümleriyle bilinir.
Hz. Peygamber'in annesi Âmine, oğlu daha çocukken Ebvâ'da ölmüştür.
İmanla aynı kökten gelen bir güven sözcüğü.
Türkçe bir duygu adıyla Arapça bir ışık sözcüğünü aynı ada koyar.
Beyitlerde yanağın çukuru bir ok gibi işler.
Bir yokluk duygusunu adlandıran az sayıdaki addan biri.
Osmanlı kültüründe gül doğrudan Hz. Peygamber'i imler.
İki yazımı da aynı adı gösterir; fark Türkçenin sesinden gelir.
Kerbelâ'da öldürülen torunun adı, Muharrem anmalarının merkezindedir.
Arapça Âmine, Türkçede ilk ünlüsü incelerek bugünkü biçimini almıştır.
Farsça sûdan 'sürtmek, ovmak' demektir; sûde onun sıfat biçimidir.
İkisi de bir kişiden değil, bir sıfattan doğmuştur.
Kıssada su, doğum anında hurma ağacının altından akar.
Balık tarafından yutulup kurtulan peygamberin adına Ege'nin unvanı eklenir.
Hacda iki tepe arasında yürünen yolun bir ucudur.
Şairlerin cenneti anlatmak için kullandığı bahçe.
Dikenle birlikte anılan çiçeğin adını taşır.
Divan beytinde nazın karşılığı niyazdır.
Cemde kadın erkek ayrımı gözetmeyen hitap.
Anadolu'da kuraklıkta topluca yağmur duasına çıkılır.
Kâbe'nin siyah taşıyla aynı sözcüğü paylaşır.
Hicret sırasında mağaraya yiyecek taşıyan Esmâ, kuşağını ikiye böldüğü için anılır.
Kandil benzetmesiyle anılan ışığın adıdır.
Türkçenin yağış için ayırdığı sözcüklerin en eskisi.
Suyun üstüne serpilen boyanın kâğıda alınmasıyla yapılan sanatın adı.
Yanık Saraylar'ın yazarı Sevim Burak bu adı taşır.
Lavinia'yı yazan şairin soyadıdır.
Yıkılmış bir uygarlığın adı, Türkçede cennet bahçesine dönüşmüştür.
Şair Mehmet Âkif, Mısır'daki uzun yıllarının ardından hasta dönüp 1936'da öldü.
Kur'an'da azabı geri çevrilen tek topluluk Yunus'un kavmidir.
Her yıl bir bayram bu peygamberin sınavını anar.
Eski Türkçede yavuz 'kötü, sert' demekti; anlamı zamanla yiğitliğe kaydı.
Bir unvanın dişil biçiminden doğmuş bir addır.
Hadis rivayetinde en çok başvurulan kaynaklardan biri Hz. Âişe'dir.
Hz. Peygamber, onun sağlığında başka biriyle evlenmemiştir.
Kudüs teslim olduğunda Hz. Ömer kilisenin içinde namaz kılmayı reddetti.
İzmir'de iki dinin birlikte ziyaret ettiği bir ev var.
Dört büyük meleğin her birine ayrı bir iş düşer.
Osmanlı mekteplerinde Sâdî'nin Gülistan'ı okutulurdu; adı 'gül bahçesi' demektir.
Çatal uçlu kılıcın sahibiyle anılır.
Cenneti yakmak isteyen bir sufinin adını taşır.
Kadınlar adlı surenin ilk sözü herkesedir.
Sütunlu İrem bir şehir mi, bir kabile mi belli değil.
Ad çoğu zaman İsrâ suresiyle ilişkilendirilir; sözcük ise 'en hızlı' demektir.
Aynı sözcük Türkçede bir de denizde yaşar.
Hz. Ali'ye 'toprağın babası' denmesinin bir hikâyesi vardır.
Nazarlıklardaki beş parmaklı el bu adı taşır.
Kişi adı olmadan önce yalnızca bir şiir sözcüğüydü.
Yasemin kokusunu akşamüstü salar; bahçeye hava kararırken kendini duyurur.
Aynı adın üç yazımı bugün yan yana yaşıyor.
Melankoliden koparak bağımsızlaşan bir sözcük.
Karasu'dan Göksu'ya, akarsuların ortak sonu.
Yiğitlik, sözcüğün ilk değil sonradan kazandığı anlamıdır.
Bir sıfat değil, Osmanlı'da bir görevin adıydı.
Yürünen iki tepe artık caminin içinde.
Ağaçlara bağlanan bezlerin adını taşır.
Türkçede aynı yazılan iki sözcük vardır: biri buyruk, öbürü buyuran.
Ad sık sık Sevde ile karıştırılır; Sevde ayrı bir Arapça addır.
Torunlara verilen iki ad da o gün yeniydi.
Dergâh duasının adı da 'gül sesi' demektir.
Kırk yıl önce kayıtlarda neredeyse hiç yoktu.
Yürüyüşün bittiği yerde bir kuyu vardır.
Kahire'yi kuran hanedan adını Hz. Fâtıma'dan alır.
Her peygamberin ayrı bir sıfatı vardır; Halîlullah yalnız Hz. İbrahim'indir.
Bir halifelik unvanı bu iki yarıda birleşir.
Arapçada haftanın dördüncü günü de aynı kökten.
Aynur'la aynı iki parçadan kurulmuş bir ad.
Gelenek onun mezarını Cidde'ye koyar; şehrin adı da oradan açıklanır.
Benzediği şehir adıyla hiçbir akrabalığı yok.
Kevser suresindeki bolluk geleneğe göre Hz. Fâtıma'nın soyuyla sürer.
Han Duvarları'nın şairi Faruk Nafiz Çamlıbel bu adı taşır.
Türkçenin deyim üretmekte en cömert sözcüğü.
Yolcunun ardından su dökülür: su gibi git, su gibi gel.
Âkif, İstiklal Marşı'nı Safahat'a almadı: millete ait saydı.
Divan teşkilatını, yani maaş defterini kuran Hz. Ömer'dir.
İlk vahyin ilk tanığı odur.
İki yarısı aynı maddeyi anlatır: biri gökte, öbürü yerde.
Bir kişiyi değil, bütün bir soyu anan hitap.
Destanda ad, hak edilerek alınır.
Kur'an'da kadınlarla ilgili iki sure adı vardır: Nisâ ve Talâk.
Anlatı, Âdem ile Havva'nın yeryüzünde Arafat'ta buluştuğunu söyler.
Kâbe'yi oğluyla birlikte yükselttiği anlatılır; Makam-ı İbrahim oradadır.
Türkçede 'Leyla'yı görmek' diye bir deyim vardır: kendinden geçmek.
Hız bildiren bir kökün en üst derecesidir.
Peygamber soyundan gelenler Osmanlı'da yeşil sarıkla tanınırdı.
Güzellik bildiren bir kökün en sade biçimi.
Türkçe, bir çiçek genelini tek türe indirmiştir.
Sözcük bugün yalnız ad olarak yaşar; günlük dilde sevimli biçiminde sürer.
Kaburga anlatısı Kur'an'da geçmez.
Zikirde tekrarlanan adların ortak adıdır.
Mezarını birden çok il sahipleniyor.
Türkçede gül hem bir çiçeğin adı hem gülmek eyleminin buyruğudur.
Enbiyâ suresi 'her canlıyı sudan yarattık' der.
Fârûk lakabını Hz. Ömer'e kimin verdiği kaynaklarda tartışmalıdır.
Bebeğin gözüne çekilen sürmeyle aynı sözcük ailesinden.
Aynı adın sevgi biçimleri boldur: Fatoş, Fadik, Fatiş.
Nazarla karıştırılır; ikisi ayrı dillerdendir.
Türkçe göründüğü hâlde baştan sona alıntı bir ad.
Bir matem anlatısı Türk şiirinde ayrı bir tür açtı.
Bir hava olayının Anadolu'daki öbür adı: rahmet.
Türkçeye kendi fiilini kazandırmış bir alıntı.
Kur'an'da Hz. Musa'ya vadinin sağ yanından seslenilir.
Hz. Musa'nın mucizesi yed-i beyzâ, yani 'ak el' diye anılır.
İnanışa göre meleklerin cinsiyeti yoktur; ad yine de kızlara verilir.
Arapçada sözcük hep bir ada eklenir; tek başına ad olması Türkçeye özgüdür.
Bir Selçuklu sultanının adını, dört halifeden birininkiyle tamamlar.
İki ayrı yüzyılın yiğitlik sözcüğünü yan yana koyar.
Alp'in Türkçesini ikinci adda tekrar eder — bilerek.
İkisi de Türk devlet geleneğinin sözlüğünden.
Yiğitliğin yanına yöneticiliği ekler.
Türk tarihinden bir ad, Kur'an'dan bir ad.
İki hükümdar sözcüğünü tek adda toplar.
Karahanlı unvanını Selçuklu adının yanına koyar.
Yeryüzü yiğitliğinin yanına göğe yükselişi ekler.
Bir sûrenin adını hükümdar adının yanına getirir.
Sert bir ada akan bir nehir adı ekler.
İkinci halifenin adını sultan adının yanına koyar.
Uğur dileyen bir adla tamamlanır.
Peygamberin sıfatını hükümdar adına ekler.
Kur'an'da adı geçen tek sahâbînin adı.
Unvanın aslını, yumuşamış biçimi yerine kullanır.
Sert adın yanına açık ve serin bir hece koyar.
Yiğitliği ahlaki bir nitelikle tamamlar.
Kahramanlığın yanına vezir aklını koyar.
İki uzun ömürlü simge yan yana.
Kısa ve ağır bir ikinci ad.
Avrupa'nın en uzun ikinci nehrinin adı.
Unvanı ikinci ad olarak alır.
Zirveyi ikinci ada taşır.
Dinî bir ilk adın ardından tarihî bir ikinci ad.
Peygamber adı önde, sultan adı arkada.
İki köklü adın tersten dizilişi.
Aynı anlamın iki ucu, ters sırayla.
Kandil adı önde, sultan adı arkada.
Baştan sona öz Türkçe bir bileşik.
Yücelik ile berraklığı yan yana koyar.
İkisi de Arapça, ikisi de yumuşak sesli.
Yerel bir kök, uluslararası bir ses.
Türkçedeki en üretken ikinci adla tamamlanır.
Uzun bir adın ardından tek hece.
Yüceliğin yanına incelik.
İki a sesi arasında kalan kısa bir bileşik.
İkinci yarısı bir sûrenin adı.
Övgü ile yüceliği birleştirir.
İki kısa ad, dört açık hece.
Klasik bir ilk ad, yeni bir ikinci ad.
Bir bitki adının ardından bir yücelik adı.
Gök mavisi ile ışığı birleştirir.
Türkçe bir renk, Farsça bir tavır.
İkisi de eski Türk inanç sözlüğünden.
Eski bir Türkçe sıfat, yeni sevilen bir Arapça ad.
Baştan sona Türkçe, baştan sona berrak.
Gök ile suyu tek adda toplar.
Renk adının yanına övgü adı.
Türkçe bir sıfat, Kur'anî bir sûre adı.
En köklü kadın adının yanına Türkçe bir sıfat.
Hun hükümdarının adını dört halifeden birininkiyle tamamlar.
Bozkır hükümdarı ile Ege yiğidi.
Baştan sona Türkçe bir bileşik.
Hun hükümdarının adı, kendi sûresi olan peygamberinkiyle.
Hükümdarlığın yanına sözünde durmak.
İki hükümdar unvanı üst üste.
Dinî ad önde, tarihî ad arkada.
İki yücelik sözcüğü yan yana.
Bey sözcüğünün yanına Ege yiğidi.
Peygamber adı önde, yeni sevilen ad arkada.
Hükümdar ile vezir aynı adda.
Beyliğin yanına hayvanın adı.
Dinî bir ilk ad, modern bir ikinci ad.
Sert bir ada akan bir nehir.
Soyluluğun yanına uğur dileği.
Bir titanın adı, bir zeybeğin adı.
Mitolojik bir ada köklü bir ikinci ad.
Tanıdık ad önde, sıra dışı ad arkada.
Kur'an'dan bir ad, mitolojiden bir ad.
Dededen gelen ad, yeni seçilen ad.
İki heceli iki ağır sözcük.
Adı okyanusa da verilmiş bir titan.
Titan ile hakan.
Uluslararası sesli bir ada Türkçenin en üretken ikinci adı.
İkisi de Batılı sanılır, ikisi de değil.
Yabancı sesli bir ada arı bir Türkçe ad.
En köklü adın yanına en yeni ad.
Kutsal bir yemin, Farsça bir incelik.
İki yumuşak ad, dört açık hece.
İki ad, iki ayrı Akdeniz dili.
Üç heceden sonra tek hece.
Alfabenin ilk harfi, denizin değerli tanesi.
İki değerli taş adı yan yana.
Sedefin parıltısına ışık eklenir.
Doğadan bir ad, kutsal metinden bir ad.
İkisi de denizden.
Türkçe bir doğa adı, Arapça bir fidan adı.
Tatlılık ile değerlilik.
Değerli tanenin yanına incelik.
Bu partinin en yaygın bileşiği.
İki mücevher adı üst üste.
Yeşil taşa ışık düşer.
Bal ile zümrüt.
Geleneksel bir ilk ad, yeni bir ikinci ad.
Aynı çiftin ters dizilişi.
Kur'an'da adı geçen tek kadın, yanında bir taş adı.
İkisi de Arapça, ikisi de yeni.